Langkau ke kandungan
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Hajj
Surah 22

Al-Hajj

Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.

Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21

Ayat 47–48

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥ ۚ وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ 47 وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَمْلَيْتُ لَهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ أَخَذْتُهَا وَإِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ 48

47- Senden azabın çabucak gelmesini isterler. Allah sözünden asla caymaz. Gerçek şu ki, Rabbinin katında bir gün, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl gibidir. 48- Halkı zalim olan nice memleketlere mühlet verdim, sonra onları (azabımla ansızın) yakaladım. Dönüş yalnız banadır.

47. Yani şu azabı yalanlayan kimseler cahillikleri, zulümleri, inatları, Allah’ın aciz olduğunu ortaya koyma arzuları, peygamberleri yalanlamaları sebebi ile azabı çabucak getirmeni isterler. Oysa Allah, asla vaadinden dönmez. Onları kendisi ile tehdit ettiği azabın gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şeydir. Bu azaba karşı onları hiçbir şey de koruyamaz. Bu azabın acele gelmesini sağlamak, bunu çabucak gerçekleştirmek ise senin elinde değildir, ey Muhammed! Öyleyse onların acele etmeleri ve bizim acizliğimizi ortaya koymak isteyişleri seni üzmesin, rahatsız etmesin. Bunların önünde ilkinden sonuna kadar bütün insanların bir araya getirileceği bir gün, kıyamet günü vardır. O günde amellerinin karşılığı verilecektir ve sonu gelmez, can yakıcı bir azaba uğratılacaklardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Gerçek şu ki Rabbinin katında bir gün” uzunluğu, şiddeti ve dehşetinden ötürü “sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl gibidir.” Dolayısı ile dünya hayatında onlara azap ister gelip çatsın, ister ertelensin, bu günün onları gelip yakalaması kaçınılmaz bir şeydir. Bu âyet-i kerimeden maksadın şu olma ihtimali de vardır: Yüce Allah Halîmdir. Çabucak azabı göndermez. Onlar azabın çabucak gelmesini isteyecek olsalar dahi şunu bilmeliler ki Allah nezdindeki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. Dolayısı ile siz, bu süreyi uzun görseniz dahi ve bu süre zarfında azabın inişinin geciktiğini zannetseniz bile, şüphesiz Yüce Allah çok uzun süreler mühlet vermekle birlikte, ihmal etmez. Nihâyet o azabı ile zalimleri yakalar ve bir daha da onları bırakmaz.

48. “Halkı zalim olan nice memleketlere” zulümlerine rağmen uzunca bir süre tanıyarak “mühlet verdim.” Onların zulüm işlemeleri, Bizim onlara azabı çabucak göndermemizi gerektirmedi. “Sonra onları” azab ile “yakaladım. Dönüş yalnız Banadır.” Yani bunlar, dünya hayatında azaba uğramakla birlikte tekrar Allah’a dönecekler ve günahları sebebi ile Allah onları cezalandıracaktır. O halde şu zalimler de Allah’ın cezasının gelip kendilerini bulmasından sakınsınlar ve kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar.