Al-Anbiyaa
Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.
Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21
وَإِسْمَـٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ 85 وَأَدْخَلْنَـٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ ۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ 86
85- İsmail, İdris ve Zülkifl’i de (an). Onların her biri, sabredenlerdendi. 86- Biz, onları rahmetimize aldık. Çünkü onlar salihlerden idiler.
85. Yani bu seçkin kullarımızı ve risalet verdiğimiz peygamberlerimizi de en güzel şekilde an, onları en ileri derecede övgü ile yad et. İbrahim’in oğlu İsmail’i ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden ikisi olan İdris ile Zülkifl’i hatırla! “Onların her biri sabredenlerdendi.” Sabır, nefsi tabiatı itibarı ile meylettiği şeylerden alıkoymak, engellemektir. Bu da sabrın üç çeşidini kapsar: Allah’a itaat üzere sabır, Allah’a isyandan uzak durmakta sabır, Allah’ın acı ve ızdırap verici kaderlerine tahammül göstererek sabır. Kul, sabrın bu üç çeşidinin de hakkını vermedikçe tam anlamı ile sabırlı ünvanına hak kazanamaz. İşte bu peygamberleri -salat ve selam onlara olsun- Yüce Allah sabır ile vasfetmiştir. Böylelikle bu, onların sabrın hakkını eksiksiz yerine getirdiklerine ve gereğini hakkı ile ifa ettiklerine delildir.
86. Yine Yüce Allah, bunları salih olmakla da nitelendirmektedir. Salih olmak, Allah’ı bilen, seven, her vakit ona yönelen bir kalbe; her zaman Allah’ın zikri ile diri olan bir dile; Allah’a itaat edip masiyetlerden uzak olan azalara sahip olmak demektir. İşte Yüce Allah, bu peygamberleri salih ve sabırlı olmaları sebebi ile rahmetine almış, onları diğer peygamber kardeşleri ile birlikte dünya ve âhirette pek çok mükâfatlara ve ecirlere mazhar kılmıştır. Eğer Yüce Allah’ın alemler arasında onların anılmalarına dikkat çekmesinden, onlara sonrakiler arasında övgü ile anılmalarını sağlamasından başka bir mükafatları olmasaydı, sadece bu bile şeref ve fazilet olarak yeterdi.