Langsung ke konten
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Maaida
Surah 5

Al-Maaida

Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.

Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21

Ayat 35

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَـٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 35

35- Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının, O’na vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kutuluşa eresiniz.

35. Bu, Allah’tan mü’min kullarına, imanlarının gereklerinden olan Allah’tan korkup sakınmaya, gazabına ve öfkesine uğramaktan kaçınmaya dair bir emirdir. Bunun için kulun çalışması, gücü ve imkanları yettiğince tüm gayretini harcaması, Allah’ı öfkelendiren kalbin, dilin ve diğer azaların zahiri ve batıni masiyetlerinden uzaklaşması gerekir. Bunları terk edebilmek için de Allah’tan yardım dilemelidir. Ta ki O’nun gazabından ve azabından kurtulabilsin. “Ona vesile” yani O’na yakınlaşmak, O’nun nezdinde makbul bir kimse olmak ve O’nun sevgisini kazanmak için yol “arayın.” Bu da Allah için sevmek, Allah yolunda sevmek, korku, ümit, kalbi yöneliş, tevekkül gibi kalbe ait farzları, zekât ve hac gibi bedeni farzları; namaz, Kur’ân okuma ve zikir gibi hem kalbi hem bedeni farzları; insanlara mal, ilim, mevki ve beden ile çeşitli türlerde iyilikte bulunma ve Allah’ın kullarına nasihat etme (samimi olarak iyiliklerini istemek) gibi amelleri yapmakla olur. Çünkü bütün bu ameller, Allah’a yakınlaştırıcı amellerdir. Kul bu amellerle Allah’a yakınlaşmaya devam ederse sonunda Allah onu sever. Allah onu sevdi mi bu sefer onun kendisi ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olur ve Allah, onun duasını kabul eder. Daha sonra Allah tebâreke ve teâlâ kendisine yakınlaştırıcı bir ibadet olan kendi yolunda cihad etmeyi özellikle söz konusu etmektedir. Cihad: Kâfirlerle savaşmak için kişinin malıyla, canıyla, görüşleriyle, diliyle, Allah’ın dininin zafere ulaşması için güç yetirebildiği her şeyi ile bu uğurda bütün gayretini ortaya koyması demektir. Bu tür bir ibadet itaatlerin en üstünü ve Allah’a yakınlaştırıcı ibadetlerin en faziletlisidir. Bu ibadeti gereği gibi yerine getiren bir kimse diğer ibadetleri haydi haydi yerine getirir. “ki kurtuluşa/felaha eresiniz” yani masiyetleri terk edip itaatleri işleyerek O’ndan korkup sakınır, O’nun rızasını aramak sureti ile yolunda cihad ederek Allah’a vesile arayacak olursanız, felaha erersiniz. Felah, istenip arzu edilenleri elde etme başarısını elde etmek ve korkulup istenmeyen her şeyden yana da emin olmaktır. Bunun gerçek mahiyeti ise ebedi mutluluk ve sürekli nimetler içerisinde bulunmaktır.