Az-Zumar
Ini adalah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab sebagaimana ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan spa5k/tafsir_api. Catatan QUL tidak menyebutkan siapa yang menulis atau menerjemahkannya maupun edisi cetak mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lisensi untuk teksnya, sehingga hak untuk menampilkannya belum diverifikasi. Belum ada yang membandingkannya dengan buku cetak, dan belum ada ulama yang meninjaunya. Setiap bagian berdiri di samping ayat-ayat yang diulasnya, yaitu teks Al-Qur’an dari Tanzil, ditampilkan sebagaimana adanya di sana. Sabīl tidak menulis atau menerjemahkan satu pun darinya.
Teks dariQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil 2026-10-21
وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ ۚ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ 60 وَيُنَجِّى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ بِمَفَازَتِهِمْ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ 61
60- Kıyamet günü Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklük taslayanlara cehennemde yer mi yok? 61- Allah takvâ sahiplerini umduklarına erdirmek sureti ile kurtarır. Onlara hiçbir fenalık dokunmaz ve onlar üzülmezler de.
60. Yüce Allah, kendisi hakkında yalan söyleyenlerin rüsvaylıklarını haber vermekte, kıyamet gününde yüzlerinin kapkaranlık gece gibi simsiyah kesileceğini ve mahşerdekilerin bu suretle onları tanıyacaklarını bildirmektedir. Çünkü gerçek, açık seçiktir; adeta sabahı andırır. Onlar yalan söylemek sureti ile hakkın yüzünü kararttıkları gibi Allah da -onları amelleri türünden cezalandırarak- yüzlerini karartacaktır. Onların yüzleri kararacağı gibi cehennemde çok ağır bir azap da çekeceklerdir. Bundan dolayı:“Büyüklük taslayanlara” hakka karşı, Rablerine ibadete karşı büyüklenen ve O’na iftirada bulunanlara “cehennemde yer mi yok?” buyrulmaktadır. Evet, Allah’a and olsun ki orada büyüklük taslayanlar için en ileri dereceye ulaşacak bir ceza, bir rüsvaylık ve bir gazap olacaktır. Orada onlardaki haklar alınacak ve cezaları verilecektir. Allah hakkında yalan söylemek, hem O’na ortak koşmayı, O’nun evlat ve eş sahibi olduğunu söylemeyi, hem de O’nun celâl ve azametine yakışmayan iddialarda bulunmayı kapsar. Yine peygamberlik iddiasında bulunmayı ya da onun söylemediği şeylerin O’nun şeriatında olduğunu söyleyerek O’nun bu sözleri söylediğini ve şeriatında bunları bildirdiğini söylemeyi de kapsar. Allah, büyüklük taslayanların durumunu söz konusu ettikten sonra takvâ sahiplerinin durumunu da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
61. “Allah, takvâ sahiplerini umduklarına erdirmek sureti ile kurtarır.” Çünkü beraberlerinde kurtuluşun aracı olan Allah korkusu ve takvâ vardır. Takvâ, her türlü dehşet ve zorluğa karşı hazırlık demektir. “Onlara hiçbir fenalık” yani azap ve hoşlarına gitmeyecek hiçbir şey “dokunmaz ve onlar üzülmezler de.” Azabın onlara dokunmayacağının ve azap korkusunun da haklarında söz konusu olmayacağının belirtilmesi, son derece güven içerisinde olacaklarının bir ifadesidir. Onlar için tam bir güvenlik vardır ve bu güvenlik onları esenlik yurdu olan cennete ulaştırıncaya kadar beraberlerinde bulunacaktır. O vakit de her bir kötülükten ve hoş olmayan her bir şeyden yana güven içerisinde olacaklardır. Cennet nimetlerinin güzellikleri onlara bol bol verilecektir ve onlar “diyeceklerdir ki: “Bizden her türlü kederi gideren Allah’a hamdolsun. Şüphesiz Rabbimiz Ğafurdur, Şekurdur.”(Fâtır, 35/34)