Langsung ke konten
Kitab 13 · Ihya Ulumuddin
Kitab 13 · Türkçe

KAZANÇ VE GEÇİM ÂDÂBI

Terjemahan ini milik penerjemahnya, bukan milik Sabīl. Ia ditampilkan sebagaimana sumbernya memberikannya, sebagai teks tersendiri di bawah setiap kitab dengan judul-judul penerjemah sendiri: ia tidak berdiri baris demi baris di samping teks Arab, dan membawa cacat salinan yang menjadi sumbernya. Sabīl tidak memeriksanya terhadap teks Arab, dan tidak ada ulama yang menelaahnya.

Diterjemahkan oleh Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-DînDibaca dari islamilimleri.comdiambil 2026-10-21

Yang dikatakan sumber tentangnya: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.

III. Kitabu Âdâb'il-Kesb ve'l-Meâş (Kazanç ve Geçim Âdâbı)

1. Kazancın Fazileti ve Kazanca Teşvik 2. Ticarî İlişkilerin Sıhhatini Bilmek 3. Ticarette Haksızlıktan Kaçınıp Adaletli Davranmak 4. Ticarette İhsan (İyi Davranmak)

5. Dünya ve Âhiret İşlerinde Tüccarın Dini için Titiz Davranması

Giriş

Tevhîdinde hak ve bir olan Allah'tan başka herşeyin bütünüyle yok olup gideceğine inanan muvahhidin hamdiyle Allah'a hamdederiz. Hiç çekinmeden, Allah'tan başka herşeyin bâtıl olduğunu açık bir dille belirten bir kimsenin tâzimiyle Allah'ı tâzim ederiz. Yerde ve göklerde ne varsa, hepsi bir araya toplansa bile ne bir kara sineği, ne de bir çekirgeyi (veya zerreyi) yaratmaya güçlerinin yetmeyeceğini ilân eden bir kimsenin tebciliyle Allah'ı tebcil ederiz. Yeryüzünü kullarına yaygı ve döşek gibi serdiğinden, gökleri de kubbe olarak yücelttiğinden ötürü Allah'a şükrederiz. Geceyi gündüz üzerine sardığından, geceyi insanlar için örtü kılıp gündüzü de maişet zamanı kıldığından ötürü Allah'a şükrederiz. Gündüzü insanlar için maişet vakti kılmıştır ki, insanlar fazlını aramak için yeryüzüne dağılsınlar ve elde ettikleri nimetlerle ihtiyaçlarını gidersinler.

Rasûlü üzerine rahmet deryalarını coşturmasını talep ederiz. O öyle bir rasûldür ki, Mü'minler (kıyâmette) susuz olarak onun havzına vardıklarında kana kana o havuzdan içip dönerler. Onun âli ve ashâbı için de aynı temennide bulunuyoruz. O ashâb ki, İslâm'a yardımda zerre kadar ihmalkârlık yapmayıp canla başla çalışmışlardır.

Yarab! Hazret-i Peygambere ve ashâbına salât ve selâm eyle!

Terbiyecilerin terbiyesi, sebeplerin hazırlayıcısı olan Allah, âhireti sevab ve ceza evi, dünyayı da kazanç, çalışma ve zorlukları yüklenme yeri kılmıştır. Dünyadaki çalışma, sadece âhiret için olup, dünya geçimini ihmal etmek demek değildir. Aksine dünya geçimliği, âhirete selâmetle vardırmak için vesile ve âhiret için yardımcıdır. Bu bakımdan dünya, âhiretin tarlasıdır ve âhirete selâmetle vardıran bir merdivendir.

İnsanlar (kazanç hususunda) üç kısma ayrılır:

a) Dünya geçimiyle meşgul olan ve kendisini âhiretinden tamamen uzaklaştıran kişi ki helâk olanlardandır.

b) Âhireti kendisini dünya geçiminden alıkoymuş olan kişi ki kurtulmuşlardandır.

c) Âhiretini düşünerek çalışıp, dünya ile ikisini birden yürüten kişi ki orta yolda gidenlerdendir.

İktisad mertebesine (itidale) , ancak kazanç elde etmek hususunda doğru yoldan ayrılmayan bir kimse varabilir. Dünyasını âhirete vesile yapsın diye çalışan bir kimse, ilâhî nizamın edebleriyle edeblenmedikçe bu sahada ilerlemiş sayılmaz. Biz ticaret, sanat ve diğer çalışma dallarının edeb ve sünnetlerini teker teker sayacağız ve bunları beş bölümde açıklayacağız:

Birinci Bölüm: Kazancın fazileti ve ona teşvik edici deliller İkinci Bölüm: Ticarî ilişkilerin sıhhatini bilmek Üçüncü Bölüm: Ticarette adâletli olmak Dördüncü Bölüm: Ticarette iyi davranmak Beşinci Bölüm: Tüccarın kendisini ve dinini koruması

13-1 Kazancın Fazileti ve Kazanca Teşvik

Âyet-i Kerîmeler

Gündüzü ise, geçim vakti kıldık. (Nebe/11) .

Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. (Hicr/20)

(Hac mevsiminde) rabbinizin lütuf ve keremini aramanızda (alışveriş yapmanızda) sizin için bir günah yoktur. (Bakara/198) .

Bir kısmı Allah'ın fazlından rızık aramak için (ticaret maksadıyla) yeryüzünde yol tepecekler. (Müzzemmil/20)

Sonra namaz kılınınca yeryüzüne dağılın da, Allah'ın fazlından rızık arayın. (Cum'a/10)

Hadîsler

Günahlardan bir kısım vardır ki, onlara ancak kazanç yolunda çekilen üzüntü ve yorgunluklar kefaret olur.

Dürüst tüccar kıyâmet gününde sıddîk ve şehidlerle beraber haşrolunur. 1

Kim nefsini dilencilikten korumak, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek ve fakir komşularına yardım etmek için helâlinden kazanırsa, o kimse kıyâmet gününde Allah'ın huzuruna yüzü ayın ondördü gibi parıl parıl parladığı halde varır. 2

Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) günün birinde ashâbıyla beraber oturuyordu. Ashâb-ı kirâm güçlü, kuvvetli ve sabahın erken saatlerinde çalışmaya giden bir genç görürler ve şöyle derler: 'Bu gence yazık! Keşke gençliğini ve kuvvetini Allah yolunda sarfetseydi'. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

Böyle söylemeyin! Eğer bu genç nefsine yardım etmek, nefsini dilencilikten korumak ve insanlara muhtaç olmamak için çalışıyorsa, onun bu çalışması Allah yolundadır. Eğer düşkün ebeveyninin nafakası veya zayıf olan çoluk-çocuğunun nafakası için çalışıp onları kimseye muhtaç etmemek ve dilenmekten korumak gayesini güdüyorsa bu da Allah yolundadır. Eğer böbürlenmek ve servetinin çokluğuyla arkadaşlarına karşı gururlanmak için çalışıyorsa, onun çalışması şeytan yolundadır. 3

Allahü teâlâ , insanlara muhtaç olmaktan kurtulmak için herhangi bir iş edinen kulunu muhakkak sever. Mal kazanmaya âlet etmek için ilim öğrenen kuluna da muhakkak buğzeder. 4

Muhakkak ki, Allahü teâlâ, sanatkâr bir Mü'mini sever. 5

Kişinin yediği en helâl nafaka, kazancından (el emeğinden) ve dürüst alışverişten yediği nafakadır. 6 Kulun yediği en helâl rızık - (Allah rızası için) nasihatta bulunduğu takdirde- sanatkârın kazandığıdır. 7

Ticaret yapınız! Çünkü rızkın onda dokuzu ticarettedir. 8

Anlatıldığına göre, Hazret-i isa (aleyhisselâm) bir kişiyi görür ve ona şöyle sorar.

-Ne yapıyorsun?

-Allah'a ibadet ediyorum.

-Senin geçimini temin eden kim?

-Kardeşim.

-O halde senin kardeşin senden daha fazla Allah'a ibadet ediyor.

Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Ben sizi cennete yaklaştırıp ateşten uzaklaştırıcı olan her ne biliyorsam muhakkak onu yapmanızı size emrettim. Yine sizi cennetten uzaklaştırıp cehenneme yaklaştırıcı bildiğim herşeyden sizi nehyettim. Rûhu'l-Emîn (Cebrâil) benim kalbime vahyetti ki, herhangi bir nefis dünyadaki rızkını sonuna kadar almadıkça ölmez. Her ne kadar o rızık, bazen gecikse bile. . . Bu bakımdan Allah'tan korkunuz! Rızık ararken güzel ve helâl yollardan arayınız. 9

Görüldüğü gibi, Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) burada güzel ve helâl yollardan rızık aramayı emir buyurmaktadır. 'Rızık aramayı bırakınız' demiyor. Sonra hadîsin sonunda şöyle buyurmuştur:

40 dari 434
Teks Arab
كتاب آداب الكسب والمعاش وهو الكتاب الثالث من ربع العادات من كتاب إحياء علوم الدين

Teks dariOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472diambil 2026-10-21

Ini adalah teks Arab Iḥyāʾ ʿUlūm al-Dīn karya al-Ghazālī sebagaimana ada dalam korpus OpenITI, dari salinan Shamela atas edisi Dār al-Maʿrifa. Tidak ada yang membandingkannya dengan buku cetak atau manuskrip, dan tidak ada ulama yang menelaahnya. Korpus itu menyebut bahwa di beberapa halaman sebagian teks hilang dan catatan kaki penyunting bercampur dengan teks; keduanya ditampilkan apa adanya. Halaman edisi cetak ditandai di tempat berakhirnya. Terjemahan-terjemahannya milik para penerjemahnya; masing-masing dibaca dari salinan yang disebutkan bersamanya dan ditampilkan sebagai teks tersendiri di bawah setiap kitab dengan judul-judulnya sendiri: tidak satu pun disejajarkan baris demi baris dengan teks Arab, terjemahan Inggris Karim meringkas kitab sebagaimana dikatakan penerjemahnya, dan masing-masing membawa cacat salinan yang menjadi sumbernya. Sabīl tidak menerjemahkan apa pun, tidak memeriksa terjemahan mana pun terhadap teks Arab, dan tidak ada ulama yang menelaahnya.