Al-Hijr
Voici un tafsîr dans une autre langue que l’arabe, tel que la Quranic Universal Library (QUL, de Tarteel) le donne, pris dans la copie ouverte des données de QUL que conserve spa5k/tafsir_api. La fiche de QUL ne dit ni qui l’a écrit ou traduit ni quelle édition imprimée il suit, et n’indique aucune licence pour le texte, si bien que le droit de le montrer n’est pas vérifié. Personne ne l’a comparé à un livre imprimé, et aucun savant ne l’a relu. Chaque passage se tient à côté des versets qu’il commente, qui sont le texte coranique de Tanzil, montré tel qu’il y est. Sabīl n’en a rien écrit ni traduit.
Texte deQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITpris le 2026-10-21
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ 85 إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّـٰقُ ٱلْعَلِيمُ 86
85- Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak (bir amaç) ile yarattık. Şüphe yok ki kıyamet gelecektir. O halde sen onlara aldırmayıp güzel bir şekilde yüz çevir! 86- Şüphesiz senin Rabbin (her şeyi) yaratan ve bilendir.
85. Yani biz, Allah düşmanlarının zannettiği gibi gökleri ve yeri boşuna yaratmadık. Aksine her ikisini de “ancak hak (bir amaç) ile yarattık.” Bu hakkın bir gereği olarak, her ikisinde de onları yaratanın kemâline, kudretine, rahmetinin ve hikmetinin genişliğine, her şeyi kuşatan bilgisine, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek gerektiğine delil olacak şeyler yaptık. “Şüphe yok ki kıyamet gelecektir.” Bunda hiçbir şüphe yoktur. Çünkü göklerin ve yerin hiç yokken yaratılması elbette insanları ikinci bir defa yaratmaktan daha büyük br iştir. “O halde sen onlara aldırmayıp güzel bir şekilde yüz çevir!” bu, eziyetin söz konusu olmadığı bir yüz çevirmedir. Kötülük yapanlara sen iyilikle, günah işleyene de afla karşılık ver. Tâ ki böylece Rabbinden pek büyük ecir ve mükâfata nail olasın. Şüphesiz ki gelecek olan şey, yakın demektir. Burada sözünü ettiğim anlamdan daha güzel bir anlamı da farketmekteyim ki o da şudur: Burada emredilen, aldırış etmeyip güzelce, yani kinden, sözlü ve fiili eziyetten uzak bir şekilde yüz çevirmek, affetmektir. Yoksa güzel olmayan, yani yerli yerinde yapılmayan bir yüz çeviriş ve affediş değildir. Zira cezalandırmanın gerektiği bir yerde af söz konusu olmamalıdır. Mesela cezadan başka hiçbir şeyin faydalı olmayacağı haksız ve zalimlerin cezalandırılması bu kabildendir. İşte burada kastedilen de bu anlamdır.
86. “Şüphesiz senin Rabbin” yaratılmış bulunan her şeyi “yaratan ve bilendir.” Her şeyi bilir. İlminin kuşattığı hiçbir şey ve yarattığı hiçbir varlık, O’nu aciz bırakamaz ki bunlar da Allah’ın dışındaki bütün varlıklardır.