Aller au contenu
Livre 29 · Iḥyā’ ʿulūm al-dīn
Livre 29 · Türkçe

KİBİR VE UCBUN (Kendini Beğenmişliğin) KÖTÜLÜĞÜ

Cette traduction est celle de son traducteur, non celle de Sabīl. Elle est montrée telle que sa source la donne, comme un texte à part sous chaque livre, avec les titres du traducteur : elle ne se tient pas ligne à ligne en regard de l’arabe et garde les défauts de la copie d’où elle a été lue. Sabīl ne l’a pas vérifiée sur l’arabe, et aucun savant ne l’a relue.

Traduit par Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-DînLu dans islamilimleri.compris le 2026-10-21

Ce que la source en dit : The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.

Giriş

Hâlık, Bârî, Musavvir, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir ve Âlî olan Allah'a hamdolsun! O öyle bir âlî ki O'nu cömertliğinden hiç kimse düşüremez. O öyle bir cebbâr ki her Cebbâr ve diktatör O'nun azameti önünde zelîl kalır. Her mütekebbir, O'nun izzeti önünde miskin ve mütevazi olur. O, kendisini irade ettiği hedeften hiçbir mâninin çeviremediği bir kahhârdır. Öyle zengin ki ne ortağı var, ne de şerîki. . . Öyle bir kâdir ki, O'nun celâl ve azameti insanların gözlerini kamaştırmıştır. O'nun istila ve istivası yüce arşı kahrının altına almıştır. O'nun övgüsü, peygamberlerin lisanlarını hasr altına almıştır. O'nun kudretinin hududunu, O'nun övgüsünü sonuna kadar saymaktan, O'nun celâlinin hakikatinin vasfını yapmaktan âciz olduklarını melekler ve peygamberler itiraf etmişlerdir. O'nun izzet ve yüceliği Kisraların belini kırmıştır. O'nun azamet ve kibriyası, Kayserlerin elini kısaltmıştır. Bu bakımdan azamet O'nun abâsı, kibriya O'nun ridasıdır. Kim azamet ve kibriya hususunda O'nunla cedelleşirse, ölüm hastalığıyla onun belini kırar ve o kırılışı tedavi etmekten kendisini âciz bırakır. O'nun celâli (büyüklüğü) yüce ve isimleri her türlü eksiklikten mukaddes ve münezzehdir.

Salât ve selâm, ışığı dünyayı kaplayan bir nûra mazhar olan Hazret-i Muhammed'in (aleyhisselâm) üzerine olsun! Öyle bir nûr ki âlemin bucakları ve ücra köşeleri bile onunla pırıl pırıl parlamakta. . . Allah'ın seçtiği, dost edindiği kimseler olan Hazret-i Muhammed'in (aleyhisselâm) ashâbının ve âlinin üzerine de yarab salât ve selâm eyle! Hazret-i Peygamber, bir hadis-i kudsî de Allahü teâlâ'nın şöyle buyurduğunu rivâyet eder:

Kibriya benim abâmdır. Azamet benim izarım. . . Bu bakımdan kim bu iki vasıfta benimle cedelleşirse onun belini kırarım. 1

Üç haslet helâk edicidir. İtâati yapılan cimrilik, peşine takılman hevâ-i nefis ve kişinin nefsini beğenmesi. 2

Bu bakımdan kibir ve ucub, helâk edici iki hastalıktır. Mütekebbir ve kendisini beğenen kimseler malûl ve hastadırlar. Bunların ikisinden de Allah'ın nezdinde nefret edilir. Bu bölümden gaye helâk edicileri açıklamak olduğundan, kibir ve ucub'un izahı gereklidir. Çünkü onlar helâk edicilerin en çirkinlerindendirler. Biz bu konuyu iki bölümde izah edeceğiz. Bir kısmı kibir, diğer kısmı da ucub hakkındadır.

1) Hâkim 2) Bezzâr, Taberânî, Beyhâkî.

29-1 Birinci Bölüm "Kibir"

Bu kısımda kibrin kötülüğü, mağrur olmanın kötülüğü, tevâzuun faziletinin beyanı, tekebbürün hakikatinin ve âfetinin beyanı, kime karşı kibir gösterileceği ve kibrin derecelerinin beyanı, ne ile kibir yapılır, kibre sevkeden sebepler nelerdir, mütevazi kimselerin durumlarının beyanı, kibrin ortaya çıktığı yerlerin beyanı, kibrin tedavisinin, kibir ile nefsi imtihan etmenin, tevazu ahlâkının güzel ve mezmûm kısımlarının açıklaması yapılacaktır.

Kibir'in Zemmi

Âyet-i Kerîmeler

Allahü teâlâ Kur'ân'ın birçok yerinde kibiri ve mütekebbir olan her zorbayı zemmetmiştir. Yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri, ayetlerimden uzaklaştıracağım. (A'raf/146)

İşte Allah her mütekebbir zorbanın kalbini böyle mühürler. (Gafîr/35)

(Elçiler düşmanlarına karşı Allah'tan) zafer istediler ve her inatçı zorba perişan oldu. (İbrahim/15)

Yemin olsun ki onlar nefislerinde büyüklük tasladılar. Büyük bir azgınlıkla haddi aştılar; (Furkan/21)

Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin! Duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzül etmeyenler küçülmüş olarak cehenneme gireceklerdik. ' (Gafîr/60) Hadîsler Kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan bir kimse cennete giremez. Hardal tanesi kadar kalbinde îman olan bir kimse de cehenneme girmez. 3

Ebû Hüreyre'nin rivâyet ettiği bir hadis-i kudsî de Allah şöyle buyurmuştur:

Kibriya benim ridâm, azamet benim izarımdır. Bu bakımdan kim bu iki sıfatta benimle ceddelleşirse, perva etmeksizin onu cehenneme atarım.

Ebû Seleme b. Abdurrahman şöyle anlatır: Abdullah b. Amr ile Abdullah b. Ömer Safa tepesinde bir araya geldiler. İkisi de durakladı. Amr'ın oğlu geçip gitti. Fakat İbn Ömer durarak ağladı. Yanındakiler şöyle sordu:

-Ey Ebû Abdurrahman! Seni ağlatan nedir?

Buna karşılık olarak, Amr'ın oğlu Abdullah'a işaret ederek dedi ki:

-Şu zat beni ağlattı. Şu adam Hazret-i Peygamber'in şöyle dediğini söylüyor: 'Kimin kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunursa Allahü teâlâ onu yüzüstü cehenneme atar'. 4

Kul kendini beğenmek sûretiyle mütekebbirlerden yazılır. Böylece onlara isabet eden azap ona da isabet eder. 5

Cimri, Cebbâr ve kötü ahlâklı olanlar cennete giremez. 7

En kötü kul o kuldur ki cebreder, saldırır, en yüce olan Cebbâr'ı unutur. En kötü kul, o kuldur ki gururlanır, zorbalık yapar ve yüce olan büyüğü (Allah'ı) unutur. En kötü kul, o kuldur ki, gâfil olur da çürüyüp yok olacağı mezarı unutur. Ne kötü kuldur o kul ki saldırır zulmeder, başlangıcı ve sonucu unutur. 7

Sabit'in anlattığına göre 'Falan adamın kibri ne kadar da büyüktür?' denilince, Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur: 'Acaba önünde ölüm yok mu?8

Abdullah b. Amr Hazret-i Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivâyet eder:

Nûh (aleyhisselâm) , sekerata girdiği zaman iki oğlunu yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Ben size iki şey tavsiye ve sizi iki şeyden de nehyediyorum: Sizi Allah'a şerik koşmak ve kibirlenmekten nehyediyor, 'lâ ilâhe illâllah' demeyi size tavsiye ediyorum. Çünkü eğer gökler ve yerler ve onlarda bulunan şeyler terazinin bir kefesine konsa, 'Lâ ilâhe illâhlah' da diğer kefesine konsa, onun konduğu kefe daha ağır gelir. Eğer gökler, yerler ve onlarda bulunan varlıklar biraraya gelseler, 'Lâ ilâhe illâllah' da onların üzerine bırakılsa muhakkak 'Lâ ilâhe illâllah' onları kırar ve çökertir. Size 'Sübhanallahi ve bihamdihi' demeyi tavsiye ediyorum. Çünkü bu, herşeyin duasıdır ve herşey bununla rızıklanır". 9

Hazret-i Îsa (aleyhisselâm) şöyle demiştir: "Cennet o kimseye olsun ki Allah ona kitabını öğretmiş ve o da kitabı öğrendikten sonra mütekebbir olarak ölmemiştir'.

Cehennem ehli, her kaba ve çirkin sözlü, yürürken gururlanan, arkadaşlarına karşı büyüklük taslayan, hırsla mal toplayan, hakkı inkâr eden kimselerdir. Cennet ehli de yoksul ve zayıflardır. 10

Bizim yanımızda en sevimliniz ve âhirette bize en yakınınız, ahlâkça güzel olanınızdır. Nezdimizde en nefret edileniniz ve bizden en uzak olanınız gevezelik yapanlar, alabildiğine avurtlarını doldurarak konuşanlar ve mağrur olanlardır. 11

Ashâb-ı Kirâm 'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz Sersarûn ve Müteşeddikûn kelimelerinin mânâsını biliyoruz. Acaba mütefeyhekûn kimlerdir?' deyince, cevap olarak şöyle buyurdu: 'Kibirlenenlerdir'.

Yine Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Kibirlenenler, kıyâmet gününde paçavra gibi ayaklar altında haşrolunurlar! Ayaklar altında ezilirler. Sonra cehennemde Buleş denilen bir zindana atılırlar. Cehennem ateşi onları kıskıvrak yakalar. Onlar Habel çamurundan içerler. (Habel, cehennem ehlinin cesetlerinden akan sarı sudur) . 12

Ebû Hüreyre, Hazret-i Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivâyet eder:

Cebbâr olanlar ve kibirlenenler kıyâmet gününde saçılmış zerreler hâlinde haşrolunur. Bunlar Allah'ın nezdinde zelil olduklarından dolayı insanlar tarafından çiğnenirler,13 Muhammed b. Vâsı14 der ki: Bilal b. Ebî Burde'nin huzuruna girdim ve kendisine 'Ey Bilâl! Babam babasından, o da Hazret-i Peygamber'den şu hadîsi rivâyet etti' dedim.

Cehennemde bir vâdi vardır. Onun adına hebheb denilir. Oraya mağrurları yerleştirmek Allah'ın hakkıdır. 15

'O halde ey Bilâl! Sakın sen o vâdide durdurulacak kimselerden olmayasın!'

Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Cehennemde bir köşk vardır. Mağrur insanları oraya tıkarlar ve kapısı onların üzerine kapatılır. 16

40 sur 636
Le texte arabe
كتاب ذم الكبر والعجب وهو الكتاب التاسع من ربع المهلكات من كتاب إحياء علوم الدين

Texte du corpusOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472pris le 2026-10-21

Ceci est le texte arabe de l’Iḥyāʾ ʿUlūm al-Dīn d’al-Ghazālī tel que le corpus OpenITI le donne, d’après la copie de Shamela de l’édition Dār al-Maʿrifa. Personne ne l’a comparé au livre imprimé ni à un manuscrit, et aucun savant ne l’a relu. Le corpus signale que, dans certaines pages, une partie du texte manque et que les notes de l’éditeur sont mêlées au texte ; l’un et l’autre sont montrés tels quels. Les pages de l’édition imprimée sont marquées là où elles finissent. Les traductions sont celles de leurs traducteurs ; chacune a été lue dans la copie nommée avec elle et est montrée comme un texte à part sous chaque livre, avec ses propres titres : aucune n’est placée ligne à ligne en regard de l’arabe, l’anglais de Karim abrège le livre comme son traducteur le dit, et chacune garde les défauts de la copie d’où elle a été lue. Sabīl n’a rien traduit, n’a vérifié aucune traduction sur l’arabe, et aucun savant n’en a relu une.