پرش به محتوا
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nisaa
سورهٔ ۴

An-Nisaa

این تفسیری به زبانی غیر از عربی است، همان‌گونه که در Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) آمده و از نسخهٔ باز داده‌های QUL گرفته شده که spa5k/tafsir_api نگه می‌دارد. اطلاعات ثبت‌شدهٔ QUL نمی‌گوید چه کسی آن را نوشته یا ترجمه کرده و از کدام چاپ پیروی می‌کند، و برای متن مجوزی بیان نمی‌کند، پس حق نمایش آن تأیید نشده است. کسی آن را با کتاب چاپی مقایسه نکرده و عالمی آن را بررسی نکرده است. هر بخش در کنار آیه‌هایی آمده که دربارهٔ آن‌ها توضیح می‌دهد و این آیه‌ها متن قرآن از Tanzil است، همان‌گونه که آنجا هست. سبیل چیزی از آن را ننوشته و ترجمه نکرده است.

متن ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITبرداشته‌شده در 2026-10-21

آیه‌های ۱۶۷–۱۶۹

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَـٰلًۢا بَعِيدًا ۱۶۷ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا ۱۶۸ إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا ۱۶۹

167- Kafir olup Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapmışlardır. 168- Kâfir olup zulmedenleri Allah ne mağfiret edecektir ne de onlara doğru bir yol gösterecektir. 169- Ancak cehennemin yolunu (gösterecektir) ki onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Bu, Allah’a pek kolaydır.

167. Yüce Allah hem peygamberlerin -Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun- risaletlerini hem de onların sonuncusu olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletini haber verdikten ve bu hususa hem kendisinin hem de meleklerinin şahitlik ettiğini bildirdikten sonra artık haber verilen ve hakkında şahitlik edilen bu hususun sabit olduğu ortaya çıkmış oldu. O nedenle de peygamberlerin hepsinin tasdik edilmesi, onlara iman edilip tabi olunması da kaçınılmaz olmuştur. İşte bundan sonra Yüce Allah, onları inkar edenleri tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Kafir olup Allah yolundan alıkoyanlar” yani hem bizzat kâfir olanlar hem de başka insanları da Allah’ın yolundan alıkoyanlar… İşte böyleleri, küfrün önderleri ve sapıklığın davetçileridir. O bakımdan bunlar “şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapmışlardır.” Hem bizzat saparak hem de başkasını saptırarak iki türlü günahı kazanan, her iki zarara muhatap olan ve böylelikle hem kendisini hem de başkalarını hidâyete ulaştırma imkânını kaybeden kimsenin sapıklığından daha büyük bir sapıklık olabilir mi?

168-169. Bundan dolayı Yüce Allah:“Kâfir olup zulmedenleri...” buyurmaktadır. Bu zulüm ise onların küfürlerinden başka ve ona ilave bir şeydir. Aksi takdirde küfür zaten -mutlak olarak zulmün söz konusu edilmesi halinde- zulmün kapsamına girer. Burada zulümden kasıt, küfür amelleri ve onun içerisine alabildiğine dalmaktır. Bu gibi kimseler ilâhi mağfiretten de dosdoğru yola iletilmekten de uzaktırlar. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“…Allah ne mağfiret edecektir ne de onlara doğru bir yol gösterecektir. Ancak cehennemin yolunu (gösterecektir)” Böylelerinin mağfirete nail olup hidâyete ermelerinin mümkün olmayışı, azgınlıklarını sürdürmeleri, küfürlerini artırmaları bundan dolayı da kalplerinin mühürlenmesi, işledikleri günahlar sebebiyle de önlerinde hidâyet yollarının kapanmasıdır. Yoksa “Rabbin kullara asla zulmedici değildir.”(Fussilet, 41/46)“Bu, Allah’a pek kolaydır.” Yani Allah onlara aldırış etmez, onları önemsemez. Çünkü onlar hayra elverişli kimseler değildir. Onlara ancak kendileri için seçtikleri hal yakışır.