Maryam
این تفسیری به زبانی غیر از عربی است، همانگونه که در Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) آمده و از نسخهٔ باز دادههای QUL گرفته شده که spa5k/tafsir_api نگه میدارد. اطلاعات ثبتشدهٔ QUL نمیگوید چه کسی آن را نوشته یا ترجمه کرده و از کدام چاپ پیروی میکند، و برای متن مجوزی بیان نمیکند، پس حق نمایش آن تأیید نشده است. کسی آن را با کتاب چاپی مقایسه نکرده و عالمی آن را بررسی نکرده است. هر بخش در کنار آیههایی آمده که دربارهٔ آنها توضیح میدهد و این آیهها متن قرآن از Tanzil است، همانگونه که آنجا هست. سبیل چیزی از آن را ننوشته و ترجمه نکرده است.
متن ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITبرداشتهشده در 2026-10-21
وَيَزِيدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ هُدًى ۗ وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ مَّرَدًّا ۷۶
76- Allah, hidâyete erenlerin hidâyetini artırır. Kalıcı olan salih ameller, Rabbinin nezdinde hem mükafat bakımından daha hayırlıdır, hem de âkıbetçe daha hayırlıdır.
76. Yüce Allah, zalimlere sapıklıklarında uzunca mühlet vereceğini söz konusu ettikten sonra hidâyet bulan kimselerin de -onlara olan lütuf ve rahmeti dolayısıyla- hidâyetlerini artıracağını belirtmektedir. Hidâyet, hem faydalı bilgiyi hem de salih ameli kapsar. İlim, iman ile salih amel yolunda doğruyu izleyen herkesin bu hidâyetini Allah daha da arttırır, bu yolu ona kolaylaştırır. Kendisinin elde edebileceği sınırlar içerisinde olmayan daha başka hususları ona bağışlar. İşte bu buyruk, selef-i salihin de dediği gibi imanın artıp eksilişine delildir. Buna ayrıca Yüce Allah’ın şu buyrukları da delildir:“İman edenlerin de imanı artsın diye…”(el-Müddessir, 74/31); “Onlara ayetleri okunduğu zaman (bu ayetler) onların imanını arttırır.”(el-Enfal, 8/2) Yine vakıa da buna delildir. Çünkü iman, kalbin ve dilin söylediği söz ile kalbin, dilin ve azaların amelidir. Mü’minler ise bu gibi hususlarda birbirinden alabildiğine farklı seviyelerdedirler. aha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kalıcı olan salih ameller” yani başkaları kesintiye uğradığı halde kendileri kesilmeyen, yok olmayan, kalıcı ameller ancak salih olanlarıdır. Namaz, zekât, oruç, hac, umre, kıraat, tesbih, tekbir, tahmid, yaratılmışlara iyilik, kalbi ve bedeni ameller vb. gibi. İşte bu ameller “Rabbinin nezdinde hem mükafat bakımından daha hayırlıdır, hem de âkıbetçe daha hayırlıdır.” Bu amellerin sahiplerine sağlayacağı faydaları ve getirileri pek çoktur, Allah nezdindeki mükâfaatları da daha hayırlıdır. Buradaki “daha hayırlı” ifadesi, kıyas içeren normal anlamında kullanılmamıştır. Çünkü kalıcı salih ameller dışında kişiye fayda sağlayacak ve o ameli işleyene mükâfaatı baki kalacak başka hiçbir amel yoktur. Burada kalıcı salih amellerin söz konusu edilmesinin münasebeti de -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- şudur: Yüce Allah, zalimlerin dünyadaki mal, evlât, güzel makam vb. dünyevi halleri, bu hallere sahip olanın âhirette de iyi halde olacağına delil kabul etmeleri dolayısıyla burada durumun hiç de zannettikleri gibi olmadığını haber vermektedir. Aksine mutluluğun adresi ve kurtuluşun belgesi, ancak Allah’ın sevip razı olduğu amelleri yapmaktır.