پرش به محتوا
کتاب ۵ · احیاء علوم الدین
کتاب ۵ · Türkçe

ZEKÂT

این ترجمه از آنِ مترجم آن است، نه سبیل. همان‌گونه که منبعش می‌دهد نشان داده می‌شود: زیر هر کتاب، با عنوان‌های خودِ مترجم، به‌صورت متنی جداگانه؛ سطر به سطر در کنار عربی نمی‌ایستد و خطاهای نسخه‌ای را که از آن خوانده شده نگه می‌دارد. سبیل آن را با عربی مقابله نکرده و هیچ عالمی آن را بازبینی نکرده است.

ترجمهٔ Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-Dînخوانده‌شده از islamilimleri.comبرداشته‌شده در 2026-10-21

آنچه منبع دربارهٔ آن می‌گوید: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.

Giriş

Hamd, said ve şâkî yapan, öldürüp dirilten, güldürüp, ağlatan, var ve yok ve fakir ve zengin kılan, zarar verebilen ve zarardan kurtaran, hayat sahibini bir damla meniden yaratan Allah'a mahsustur. . . Zenginlik vasfıyla, yarattıklarından ayrılıp kullarından bazılarını güzelliklerle donatan, onların üzerine, dilediğini zengin kılacak nimetlerini oluk gibi akıtan, rızkını temin için bin türlü meşakkate katlanan kulunu kendisine muhtaç eden ve bütün bunları da imtihan ve deneme için yapan Allah'a!. . . O, zekâtı dinin temeli kılmış; kullarından zekâtını verip temizlenenin bunu ancak kendisinin fazlıyla yaptığını ve yine malının zekâtını vermek sûretiyle temizlenenin ilhamını, kendisinin lütuf ve zenginliğinden aldığını beyan buyurmuştur.

Salât ve selâm, hidâyet güneşi, beşeriyetin efendisi ve seçilmiş kul Hazret-i Muhammed'e, onun âline, ilim ve takvâ ile donatılmış ashâbına mahsustur. . .

Allahü teâlâ, zekâtı İslâm'ın temellerinden birisi kılmış, onu din'in yüce alâmetlerinden olan namazdan hemen sonra zikrederek şöyle buyurmuştur:

Namazı gereği gibi kılın, zekâtı verin! (Bakara/110)

Hazret-i Peygamber de şöyle buyurmuştur:

İslâm dini beş esas üzerine bina edilmiştir: 1) Allah'tan başka ma'bud olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve rasûlü olduğuna şehadet etmek, 2) Namaz kılmak, 3) Zekât vermek, 4) Oruç tutmak, 5) Hacca gitmektir. 1

Zekâtta kusur edenler hakkında Allahü teâlâ, şiddetli tehdidlerde bulunur:

Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harca- mayan kimseler, işte bunları acıklı bir azap ile müjdele! (Tevbe/34)

Malın Allah yolunda infak edilmesi, kişinin zekâtını vermesi demektir.

Ahnef b. Kays şöyle anlatıyor: 'Kureyşlilerden birkaç kişi ile oturuyordum. O sırada Ebû Zer el-Gıfârî (radıyallahü anh) yanımızdan geçti ve şöyle dedi: 'İstifçileri (mal yığanları) , arkalarından vurulup yanlarından ve enselerinden vurulup alınlarından çıkan kızgın demirlerle müjdele!' Bazı rivâyetlerde ibare şöyledir: 'Zekâtı tam vermeyen kimselerin tam memeleri üzerine, ucu kürek kemikleri arasından çıkacak, küreklerinin arasına da ucu tam memelerinin başından çıkacak kızgın demirler vurulur ve böylece bütün mafsalları sarsılır (delik deşik olur)

Ebû Zer el-Gıfârî şöyle anlatır:

Kâbe'nin gölgesinde oturmakta olduğu bir sırada Hazret-i Peygamber'in yanına vardım.

Hazret-i Peygamber beni gördüğü zaman 'Kâbe'nin rabbine yemin ederim ki onlar zarar edenlerin tâ kendileridir' buyurdu. 'Onlar dediğiniz kimlerdir yâ Rasûlüllah?' dedim. Şöyle cevap verdi: 'ınalca zengin olanlardır; ancak önünden, arkasından, sağından ve solundan şöyle şöyle verenler hariç. Böyleleri ise çok azdır. Zekâtları verilmeyen deve, sığır, koyun gibi hayvanlar kıyâmet gününde çok diri, cüsseli ve semiz olarak gelir ve sahiplerini boynuzlayıp toslayarak ayakları altında ezerler. Hayvanlar, bu hareketlerini insanlar arasında verilecek olan hüküm sona erinceye kadar tekrarlarlar'. 2

Bu şiddetli ihtar, Buhârî ve Müslim'de rivâyet edilmiştir. Bu bakımdan zekâtın sırlarını keşfetmek, gizli ve açık şartlarını, zâhir ve bâtın mânâlarını ve veren ile alana ait ve bilinmesi gereken malûmatları bilmek, dinin mühim meselelerindendir.

5-1

Bu hakikatler, dört bölümde beyan edilecektir:

1. Zekâtın çeşitleri ve vâcib olmasının sebepleri 2. Zekâtın âdâbı, zâhir ve bâtın şartları 3. Zekât alabilmenin şartları ve zekât almanın âdâbı 4. Nafile sadakanın beyan ve fazileti 1) Buhârî ve Müslim, (İbn Ömer'den)

2) Buhârî ve Müslim

Zekâtın Çeşitleri ve Vâcib Olmasının Sebepleri

Zekât, taalluk ettiği hususlar itibarıyla altı kısımdır:

I. Hayvanların zekâtı II. Öşür zekâtı III. Altın ve gümüşün (paranın) zekâtı IV. Ticarî malların zekâtı V. Definelerin ve madenlerin (yeraltı zenginliklerinin) zekâtı VI. Fıtr zekâtı (sadakası)

I. Hayvanların Zekâtı

Gerek bu ve gerek diğer zekâtlar hür ve müslüman olan kimselere vacibdir. (İmâm-ı Şâfiî'ye göre) zekâtın vâcib olması için, verenin bâliğ olması şart değildir. Aksine çocuğun ve delinin servetine de zekât vâcib olur. Zekât verende aranılan şartlar hür ve müslüman olmasıdır. Kendisinden zekât verilen malda aranılan şartlar ise beştir:

A) Eti yenilen evcil hayvanlar B) Kendileri otlayan hayvanlar C) Bütün bir sene sahibinin evinde bulunan hayvanlar D) Kâmil nisaba mâlik olanlar E) Tam mânâsıyla sahibinin elinde bulunan hayvanlar Birincisi, eti yenilen evcil hayvan olmasıdır. Bu bakımdan zekât ancak deve, sığır ve koyunlarda vardır. At, katır, eşek ve koyun ile geyikten doğan hayvanda zekât yoktur.

İkincisi, mecburî olarak (senenin en az altı ayında mütemadiyen) beslenen hayvanın zekâtı yoktur. Bir zaman kendisi otlayan ve senenin bir kısmında da evde beslenen bir hayvanın da nafaka zorluğu olduğu için zekâtı yoktur.

Üçüncüsü, bütün bir sene sahibinin elinde bulunması şarttır. Zira Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur:

Üzerinden tam sene geçmeyen malın zekâtı yoktur. 3

Bu hükümden senenin ortasında doğan yavrular istisnâ edilir; çünkü bunlar zekât hususunda annelerinin hükmüne tâbidirler. Annelerinin senesinin dolmasıyla onların zekâtı da vâcib olur. Eğer malları senenin ortasında satar veya başkasına hibe ederse, sene kesintiye uğramış olur. (Bu mal eline tekrar geçse yeniden bir sene bekletmesi gerekir) .

Dördüncüsü, tam mânâsıyla sahibinin elinde bulunması ve tasarrufuna âmâde olması şarttır. Bu bakımdan başkasının yanında rehin olan koyunların da zekâtı gerekir; çünkü bu koyunlarda tasarrufta bulunmamayı bizzat sahipleri kendi nefislerine lüzumlu kılmıştır. Kaybolan ve gasbedilen mallarınsa, bütün fazlalıklarıyla sahibinin eline geçmedikçe zekâtları yoktur. Bulunduğunda ise geçmişin zekâtı da verilecektir. Borcu bütün malından fazla veya malına eşit olan kişi zengin sayılmaz; çünkü zenginlik ihtiyaçtan fazla mala sahip olmak demektir. (Şâfiî mezhebine göre böyle bir kimsenin zekât verip vermemesi hususunda ihtilâf vardır. Kimisi, 'Zekâtını verecek ve borçlarını edâ etmek için de zekât alacaktır' demiştir) .

Beşincisi ise kâmil nisaba mâlik olmaktır.

Develerin Nisabı

Develerde sayıları beş olmadıkça zekât yoktur. Beş devede, zekât olarak bir senesini doldurup ikinci seneye giren koyun veya iki senesini doldurup üçüncü seneye ayak basan bir keçi verilecektir. On devede bir, onbeşte üç, yirmide de dört koyun zekât verilecektir.

Yirmibeş devede, bir senesini bitirip, ikinci senesine başlayan bir dişi deve verilecektir. Eğer bu şartları hâiz dişi deve yoksa, iki senesini doldurup üçüncü senesine ayak basan bir erkek deve verilecektir. Zekat veren kişi böyle bir dişi deve satın almaya gücü yetse bile buna zorlanmaz. Otuzaltı devede, iki senesini doldurup üçüncü seneye başlayan bir dişi deve verilecektir. Sayıları kırkaltıya vardığı zaman üç senesini doldurup dördüncü senesine başlayan bir deve verilecektir. Altmışbir deve oldu mu, dört senesini doldurup beşinci senesine ayak basan bir dişi deve; sayıları yetmişaltıya vardığı zaman da iki senesini doldurup üçüncü seneye başlayan iki dişi deve verilecektir. Doksanbir deve oldu mu, üç senesini doldurup dördüncü seneye başlayan iki dişi deve; yüzyirmibir deve oldu mu da iki senesini doldurup üçüncü seneye başlayan üç dişi deve verilecektir. Deve sayısı yüzotuza vardığında hesap istikrar bulur. Bundan sonraki her elli deve için üç senesini doldurup, dördüncü seneye başlayan veya her kırk deve için iki senesini doldurup, üçüncü senesine başlayan bir dişi deve verilecektir.

Sığırların Nisabı

Sığırların, sayıları otuza varmadıkça zekâtları yoktur. Otuz sığırda, birinci senesini bitirip ikinci seneye ayak basan bir dana verilecektir. Kırk sığırda, iki senesini doldurup üçüncü seneye başlayan bir düve; altmışta ise iki yaşında iki dana verilecektir. Altmıştan sonra hesap istikrar bulur ve her kırk sığırda üç yaşında bir düve, her otuz sığırda da iki yaşında bir dana vermek suretiyle devam eder.

Koyunların Nisabı

Koyunlar, sayıları kırka varmadıkça zekâta tâbi değillerdir. Kırk koyunda iki yaşında bir koyun veya üç yaşında bir keçi verilir. Kırktan sonra yüzyirmibire varıncaya kadar zekâtlarında bir değişiklik yoktur. Yüzyirmibirde iki koyun verilir. Bundan sonra ikiyüzbire kadar durum değişmez. İkiyüzbirden dörtyüze kadar üç koyun; dörtyüzde de dört koyun zekât verilir. Dörtyüz koyunda hesap istikrar bulur. . . (Bundan sonra her yüz koyunda bir koyun zekât verilir) .

Ortakların zekâtı, nisab hususunda bir kişinin zekâtı gibidir. Yani iki kişinin arasında kırk koyunu varsa, zekât olarak bir koyun verilecektir. Üç kişinin yüzyirmi koyunu varsa, bir koyun zekât düşer. Hayvanları bir arada bulunan komşuların şu şartlara sahip olan malları da ortak mal gibidir: 1- Geceleri kaldıkları yerin bir olması, 2- Sularının bir olması, 3- Sağılma yerlerinin bir olması, 4- Mer'aya sevkedilmek için toplandıkları yerin bir olması, 5-Mal sahiplerinin zekât veren kimselerden olması. Ancak malını zımmîlerden birinin veya mükâteb4 bir kölenin malına katan kimsenin malında ortaklık hükmü yoktur.

Deve zekâtında bir veya iki yaş küçüğüne inmek câizdir. Ancak iki yaştan daha aşağıya inmek caiz değildir. Yaşı eksik deve veren kimse, eğer bir yaş eksiğini vermişse üste iki koyun veya yirmi dirhem para verecektir. Eğer iki yaş küçüğünü vermişse üste dört koyun veya kırk dirhem para verecektir. Yaşı küçük olanı daha yaşlısı yerine verebileceği gibi, yaşı büyük olanı da daha genci yerine verebilir. Fakat beş yaşından büyük deve veremez. (Yani dört yaşında bir deve gerekiyorsa, onun yerine altı yaşında bir deveyi veremez) . Daha yaşlı deveyi genç devenin yerine verdiği zaman, zekât memuru, aradaki, farkı zekatı veren kişiye beytülmalden verecektir.

۴۰ از ۵۰۱
متن عربی
كتاب أسرار الزكاة

متن ازOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472برداشته‌شده در 2026-10-21

این متن عربی «احیاء علوم الدین» غزالی است، چنان‌که در پیکرهٔ OpenITI آمده، از نسخهٔ شامله از چاپ دارالمعرفه. کسی آن را با کتاب چاپی یا نسخهٔ خطی مقابله نکرده و هیچ عالمی آن را بازبینی نکرده است. پیکره می‌گوید در برخی صفحات بخشی از متن افتاده و پانوشت‌های مصحح با متن آمیخته است؛ هر دو همان‌گونه که هست نشان داده می‌شود. پایان هر صفحهٔ چاپ نشان‌گذاری شده است. ترجمه‌ها از آنِ مترجمانشان است؛ هر یک از نسخه‌ای که نامش در کنار آن آمده خوانده شده و زیر هر کتاب، با عنوان‌های خودِ مترجم، به‌صورت متنی جداگانه نشان داده می‌شود: هیچ‌یک سطر به سطر در برابر عربی نهاده نشده، ترجمهٔ انگلیسی کریم چنان‌که مترجمش می‌گوید کتاب را خلاصه می‌کند، و هر یک خطاهای نسخه‌ای را که از آن خوانده شده نگه می‌دارد. سبیل چیزی ترجمه نکرده، هیچ ترجمه‌ای را با عربی مقابله نکرده و هیچ عالمی هیچ‌یک را بازبینی نکرده است.