NİYYET, İHLÂS VE SIDK
این ترجمه از آنِ مترجم آن است، نه سبیل. همانگونه که منبعش میدهد نشان داده میشود: زیر هر کتاب، با عنوانهای خودِ مترجم، بهصورت متنی جداگانه؛ سطر به سطر در کنار عربی نمیایستد و خطاهای نسخهای را که از آن خوانده شده نگه میدارد. سبیل آن را با عربی مقابله نکرده و هیچ عالمی آن را بازبینی نکرده است.
ترجمهٔ Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-Dînخواندهشده از islamilimleri.comبرداشتهشده در 2026-10-21
آنچه منبع دربارهٔ آن میگوید: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.
1. Giriş
Allahü teâlâ'ya şükredenler gibi hamd, yakîn sahipleri gibi îman eder; vahdâniyetini de sâdıklar gibi ikrâr ederiz. Âlemlerin rabbi, göklerin ve yerin yaradanı olan; cinleri, insanları ve mukarreb melekleri, kendisine ihlaslı bir şekilde ibadet etmekle mükellef kılan Allah'tan başka ma'bûd olmadığına şahidlik ederiz.
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a, hâlis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı gereği gibi kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmiştir. (Beyyine/5)
Bu bakımdan kuvvetli ve hâlis din ancak Allah'ındır; çünkü Allahü teâlâ müşriklerin (ortak koşanların) şirklerinden münezzehtir.
Salât ve selâm, O'nun Rasûlü, peygamberlerin efendisi Hazret-i Muhammed'in (aleyhisselâm)
(sallâllahü aleyhi ve sellem) , tertemiz âl ve ashâbın ve bütün peygamberlerin üzerine olsun! Kalp sahipleri, îman basireti ve Kur'ân nûruyla anlamışlardır saadete kavuşmak ancak ilim ve ibadetle mümkündür. 'İnsanların hepsi helâk olmuşlardır; ancak âlimler müstesna. . . Âlimler de helâk olmuşlardır, ancak amel edenler müstesna. . . Amel edenlerin de hepsi helâk olmuşlardır; ancak ihlâs sahipleri müstesna. . . İhlâs sahipleri de büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar'. 1 Bu bakımdan niyetsiz amel, boşuna yorulma demektir. İhlâssız niyetse riya sayılır; riya da münafıklığın dengi olup isyan ile eşittir. Sıdk ve tahkik olmaksızın ihlâs hebâ olur!
Nitekim Allahü teâlâ, kendisinden başkasının da karıştırıldığı ameller hakkında şöyle buyurmuştur:
Yaptıkları her işin önüne geçmişiz de onu (etrafa) saçılmış zerre haline getirmişizdir. (Furkan/23)
Niyetin hakîkatini bilmeyenin niyeti nasıl doğru olabilir? İhlâsın hakîkatini bilmediği halde niyetini tashih ettiğini (düzelttiğini) zanneden kişinin niyeti nasıl hâlis olabilir veya sıdkın (doğruluğun) mânâsını bilmeyen bir muhlis, nasıl olur da nefsinden sıdk bekleyebilir?
Bu bakımdan Allah'a ibadet etmek isteyen her kula düşen ilk vazife, önce niyeti öğrenmektir ki marifeti elde edebilsin. Sonra kurtuluş vesilesi olan ihlâs ve sıdkın hakîkatini anladığında onu (niyeti) amel ile doğrulasın. Biz bu kitapta niyet, sıdk ve ihlâs'ın mânâlarını üç bölümde zikredeceğiz: Birinci Bölüm: Niyet'in ve mânâsının hakîkati İkinci Bölüm: İhlâs ve hakîkatleri Üçüncü Bölüm: Sıdk ve hakîkati 1) Bu söz", Sehl et-Tüsterî'ye nisbet edilmiştir. (Bkz. İthâfu's-Saâde, X/3)
37-1 2. Niyet'in Fazileti
Niyet'in Fazileti, Hakîkati, Amelden Hayırlı Olması; Nefisle İlgili Amellerin Fazileti ve Niyet'in Kulun İhtiyar'ından Hariç Oluşu Rablerinin rızasını dileyerek sabahakşam O'na dua edenleri (fakirleri onlarla bir arada bulunmak istemeyen müşriklerin arzularına uyarak yanından) kovma! (En'âm/52)
Ayette bahsi geçen dileme'den gaye niyet'tir.
Hadîsler
Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Amellerinin doğruluğu veya kemâle ermesi ancak niyetlere bağlıdır. İnsan için, neye niyet etmişse ancak o vardır. Bu bakımdan kimin hicreti Allah'a ve Rasûl'üne olursa, onun hicreti Allah ve Rasûl'ünedir. Kim de dünyaya veya evleneceği bir kadına hicret etmişse, onun hicreti (niyeti) de hicret ettiğinedir. 2
Ümmetimin şehidlerinin çoğu, yataklarında ölenlerdir. Düşmanla çarpışırken öldürülen niceleri vardır ki onların niyetini Allah daha iyi bilir. 3
Eğer (karı-kocanın) arasının açılmasından endişe duyarsanız erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar uzlaştırmak isterlerse Allah onların arasını bulur. (Nisâ/35)
Görüldüğü gibi, Allahü teâlâ, bu ayette, niyeti (istemeyi) karı-kocanın barışmasına sebep kılmıştır.
Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur:
Muhakkak ki Allahü teâlâ, suretlerinize ve mallarınıza değil, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar. 4
Allahü teâlâ kalplere, niyet'in yeri olmasından dolayı bakar.
Kul güzel ameller işlediğinde melekler onları mühürlü sayfalar içerisinde yükseltip götürürler ve Allah'ın huzuruna koyarlar. Bunun üzerine Allahü teâlâ şöyle buyurur:
- Şu sayfayı atınız! Zira içindeki amelle benim rızam kasdedilmemiştir.
Sonra meleklere seslenir:
- O kul için şunu yazınız. O kul için bunu yazınız!
- Ey rabbimiz! O bunların hiç birini işlemedi ki?!
- İşlemedi, fakat niyet etti!5
Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur: İnsanlar dört sınıftır:
a) Allah'ın, kendisine ilim ve mal verdiği kişidir ki ilmiyle malında tasarruf eder!
b) Onun bu halini görüp de 'Eğer Allah buna verdiğinin benzerini bana verirse, ben de onun yaptığı gibi yaparım' diyenkimse.
Bu iki kişi sevapta eşittirler.
c) Allah'ın, kendisine mal verip de ilim vermediği kişidir ki cehaletinden ötürü malını har vurup harman savurur.
d) Üçüncünün halini görüp de 'Eğer Allah buna verdiğinin benzerini bana verseydi onun yaptığı gibi yapardım!' diyenkimse.
Bu ikisi de günahta eşittirler. 6
Allahü teâlâ'nın, niyetinden ötürü kişiyi başka bir kişinin iyi veya kötü amellerine nasıl ortak kıldığına dikkat ediniz!
Enes b. Mâlik'in rivâyet ettiğine göre, Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) Tebük seferine giderken şöyle buyurmuştur:
Medine'de bazı kişiler vardır ki orada oldukları halde, geçtiğimiz her bir derede, kâfirleri öfkelendirecek şekilde attığımız her adımda, yaptığımız her infakta kazandığımız sevabı bizimle paylaşmaktadırlar!
- Ey Allah'ın Rasûlü! Onlar bizimle birlikte olmadıkları halde bu fazileti nasıl elde edebiliyorlar?
- Kendilerini özürleri geri bırakmıştı. Bu bakımdan onlar niyetlerinin güzelliğiyle bize ortak oldular.
متن ازOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472برداشتهشده در 2026-10-21
این متن عربی «احیاء علوم الدین» غزالی است، چنانکه در پیکرهٔ OpenITI آمده، از نسخهٔ شامله از چاپ دارالمعرفه. کسی آن را با کتاب چاپی یا نسخهٔ خطی مقابله نکرده و هیچ عالمی آن را بازبینی نکرده است. پیکره میگوید در برخی صفحات بخشی از متن افتاده و پانوشتهای مصحح با متن آمیخته است؛ هر دو همانگونه که هست نشان داده میشود. پایان هر صفحهٔ چاپ نشانگذاری شده است. ترجمهها از آنِ مترجمانشان است؛ هر یک از نسخهای که نامش در کنار آن آمده خوانده شده و زیر هر کتاب، با عنوانهای خودِ مترجم، بهصورت متنی جداگانه نشان داده میشود: هیچیک سطر به سطر در برابر عربی نهاده نشده، ترجمهٔ انگلیسی کریم چنانکه مترجمش میگوید کتاب را خلاصه میکند، و هر یک خطاهای نسخهای را که از آن خوانده شده نگه میدارد. سبیل چیزی ترجمه نکرده، هیچ ترجمهای را با عربی مقابله نکرده و هیچ عالمی هیچیک را بازبینی نکرده است.