Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Qiyaama
Sūrah 75

Al-Qiyaama

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verses 1–6

لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ 1 وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ 2 أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ 3 بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ 4 بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَـٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ 5 يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَـٰمَةِ 6

1- Kıyamet gününe yemin olsun, 2- Kendini kınayan nefse de yemin olsun ki (siz kesinlikle diriltileceksiniz). 3- İnsan, Bizim onun (çürüyüp dağılmış) kemiklerini bir araya getir(ip dirilt)emeyeceğimizi mi sanıyor? 4- Elbette (bunu yapabiliriz); hatta biz, onun parmak uçlarını dahi düzenleyip (eski haline getirmeye) kâdiriz. 5- Ama insan, günah işlemek için önündeki (kıyameti) yalanlamayı tercih eder. 6- “Ne zamanmış o kıyamet günü?” diye sorar.

(Mekke’de inmiştir. 40 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Burada “لا: hayır” kelimesi, ne nafiye/olumsuzluk edatıdır, ne de zaid/fazladan gelmiştir. Bu, kendisi ile başlanılmak ve daha sonraki buyruklara gereken önemi verip dikkati çekmek için kullanılmıştır. Bu edat, yemin ile birlikte çokça kullanıldığından dolayı -aslı itibari ile söz başlangıcında kullanılmasa da- bununla söze başlamanın garip kaçacak bir tarafı yoktur. Burada kendisine yemin edilen şeyle hakkında yemin edilen şeyler aynıdır. O da ölümden sonra diriliş, insanların kabirlerinden kalkmaları, sonra da yüce Rableri haklarında ne hüküm verecek diye beklemek üzere durmalarıdır.

2. “Kendini kınayan nefse de yemin olsun ki…” Kasıt, iyi ve kötü bütün nefislerdir. Bunlara “kendini kınayan” denmesinin sebebi, çokça değişip durması, değişik noktalar arasında gidip gelmesi, belli bir hal üzerinde sebat göstermemesidir. Diğer bir sebep de şudur: Nefis, ölüm esnasında yaptıkları dolayısı ile sahibini kınayacaktır. Hatta mü’minin nefsi bile dünyada iken yaptığı kusurlardan, herhangi bir hakkı yerine getirmemekten yahut gaflete düşmekten dolayı kendini kınar. O halde bu yemin ile hem amellerin karşılığının verileceğine, hem amellerin karşılığının kendisine, hem de amelinin karşılığını hak edene bir arada yemin edilmiş olmaktadır.

3. Daha sonra yüce Allah, buna rağmen kimi inatçıların, Kıyamet gününü yalanlamakta olduklarını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“İnsan, Bizim onun (çürüyüp dağılmış) kemiklerini” ölümünden sonra “bir araya getir(ip dirilt)emeyeceğimizi mi sanıyor?” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Çürümüş haldeki kemikleri kim diriltecekmiş? dedi.”(Yâsîn, 36/78) Bu kimse, cahilliği ve haksızlığı sebebiyle Allah’ın, bedenin direği durumunda olan kemiklerini yaratmaya kâdir oluşunu çok uzak bir ihtimal olarak görmektedir. 4. Yüce Allah da onun bu kanaatini reddederek şöyle buyurmaktadır:“Elbette (bunu yapabiliriz); hatta biz, onun parmak uçlarını dahi düzenleyip (eski haline getirmeye) kâdiriz.” Onun parmak uçlarını ve bunların kemiklerini toplayıp bir araya getireceğiz. Bu da bedenin bütün bölümlerinin diriltileceğini ifade eder. Çünkü parmak uçları dahi tekrar yaratılacağına göre artık beden tamamen yaratılacak demektir.

5-6. Onun Yüce Allah’ın kudretini inkâr edişi, bu kudrete delil teşkil eden hususların azlığından değildir. Onun bu hale düşmesi, ileride karşı karşıya kalacağı öldükten sonra dirilişi yalanlama irade ve maksadına sahip oluşundan dolayıdır. Âyet-i kerimede geçen fücur; bile bile ve kastî olarak yalanlamak demektir.

Daha sonra Yüce Allah, Kıyametin hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır.