التوبة
هذا تفسير بلغة غير العربية كما هو في Quranic Universal Library (واختصارها QUL، من Tarteel)، مأخوذًا من النسخة المفتوحة لبيانات QUL التي يحتفظ بها spa5k/tafsir_api. لا يذكر سجلّ QUL من كتبه أو ترجمه ولا أي طبعة مطبوعة يتبعها، ولا يذكر ترخيصًا للنص، ولذلك لم يُتحقق من حق عرضه. لم يقارنه أحد بكتاب مطبوع، ولم يراجعه أحد من العلماء. يقف كل مقطع بجانب الآيات التي يعلّق عليها، وهي نص القرآن من Tanzil كما هو عنده. لم يكتب سبيل شيئًا منه ولم يترجمه.
النص منQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITأُخذ في 2026-10-21
وَءَاخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ١٠٦
106- Diğer bir kısım da Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Allah ya onlara azaba edecek ya da tevbelerini kabul edecektir. Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
106. Yani savaşa katılmayarak geri kalanlar arasından “diğer bir kısım da Allah’ın emrine bırakılmışlardır.” O’na havale edilmiş, (haklarıdaki hüküm) ertelenmiştir. “Allah ya onlara azaba edecek ya da tevbelerini kabul edecektir.” Bu buyruk, savaştan geri kalanlara yönelik ileri derecede bir korkutma, aynı zamanda tevbe edip pişmanlık duymaları için bir teşvik içermektedir. “Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” Her şeyi yerli yerine koyar, olması gereken yere oturtur. Eğer O’nun hikmeti onları yardımsız bırakarak tevbeye muvaffak kılmamayı gerektirirse bunu yapar.