الأنفال
هذا تفسير بلغة غير العربية كما هو في Quranic Universal Library (واختصارها QUL، من Tarteel)، مأخوذًا من النسخة المفتوحة لبيانات QUL التي يحتفظ بها spa5k/tafsir_api. لا يذكر سجلّ QUL من كتبه أو ترجمه ولا أي طبعة مطبوعة يتبعها، ولا يذكر ترخيصًا للنص، ولذلك لم يُتحقق من حق عرضه. لم يقارنه أحد بكتاب مطبوع، ولم يراجعه أحد من العلماء. يقف كل مقطع بجانب الآيات التي يعلّق عليها، وهي نص القرآن من Tanzil كما هو عنده. لم يكتب سبيل شيئًا منه ولم يترجمه.
النص منQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITأُخذ في 2026-10-21
إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ ٢٢ وَلَوْ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمْ خَيْرًا لَّأَسْمَعَهُمْ ۖ وَلَوْ أَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ ٢٣
22- Çünkü Allah katında canlıların en kötüsü, akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir. 23- Eğer Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara işittirirdi. Eğer işittirmiş olsaydı bile onlar yine kesinlikle yüz çevirerek arkalarına dönüp giderlerdi.
22. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Çünkü Allah katında canlıların en kötüsü” Allah’ın âyetlerinin ve uyarılarının, olumlu bir sonuç vermediği ve fayda sağlamadığı kimseler, kendilerine faydalı şeyleri “akıl etmeyen” böylelikle kendilerine zarar verecek şeyleri tercih eden, hakkı işitmeyen “sağır ve” hakkı söylemeyen “dilsizlerdir.” Böyleleri, Allah nezdinde canlıların en kötüsüdür. Çünkü Yüce Allah, böylelerine Allah’a itaat uğrunda kullansınlar diye kulaklar, gözler ve kalpler verdiği halde onlar bu güçlerini Allah’a isyan yolunda kullandılar. Böylelikle de pek büyük hayırdan mahrum kaldılar. Aslında yaratılmışların en hayırlıları olabilecek bir konumda iken, böyle bir yolu izlemeyi kabul etmediler. Kendileri adına yaratılmışların en kötüleri olmayı tercih ettiler. Allah’ın, onların sahip olmadıklarını söyledikleri işitme, kalpte etkili olan manayı işitmektir. Delili kulakla işitmek anlamındaki işitmeye gelince, dinledikleri Allah’ın âyetleri ile onlara karşı Allah’ın delili elbette ki ortaya konmuş olmaktadır.
23. Allah faydalanacakları bir şekilde bu âyetleri onlara işittirmedi; çünkü O, onların kendi âyetlerini işitmelerine elverişli olacak iyi ve hayırlı niteliklere sahip olmadıklarını bilmektedir:“Eğer Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette işittirirdi. Eğer” faraza “onlara işittirmiş olsaydı bile onlar yine” itaatten “kesinlikle yüz çevirerek arkalarına dönüp giderlerdi.” Hiçbir şekilde hakka dönüp bakmazlardı bile. İşte bu, Yüce Allah’ın imanı ve hayrı, sadece hiçbir hayır taşımayan ve hayrın semere vereceği bir yapıda bulunmayan kimselerden alıkoyduğunun delilidir. Hamd, yalnız O’nadır ve bu hususta da O’nun sonsuz hikmeti vardır.